
Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama. Yazar böyle diyor. Klasik ve bilinen satış yolları dışında internetin, hem yeni bir alan hem de yeni bir yol açtığından bahsediyor. Yazarın kendini de bu yeni pazarlama piyasası içinde. Bu kapsamda hem tüketici olarak hem üretici hem de aktarıcı olarak bu yeni pazarlama yolu hakkında bilgiler veriyor.
Pazarlamanın Sonu ile Carlos Gil, 2019’da ilk baskısı yapılan lakin 2020 pandemi sürecinde yaşananların da etkisiyle 2021’de güncelleştirilmiş yeni baskısıyla okurların karşısına çıkıyor ve yeni pazarlama hakkında bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
İsimleri ve yaptıkları farklı olsa da kısaca sosyal medya dedikleri yeni tür içinde yeni pazarlama, satış ve ticaret gelişti. Bu kanalların herhangi birinden herkes birşeyler satabilir. Yazar burada, 16 yaşındaki bir gencin sadece Instagram’da bir hesap açarak yaptığı satış ve başarıdan örnek de veriyor. [buna “meme” hesap deniyormuş. Yani tanıtım amaçlı ürün açıklamasının gönderi başlıklarında bulunması ve buradan yapılan satışlar. Hesap sahibinin (memeci) bir deposu, dükkanı yok. Sipariş geldikçe anlaştığı üreticiden malı depodan sevk ettiriyor. Meme hesaplarda Instagram algoritmasını biraz yanıltarak önplana çıkma; gönderi başlıklarında tutarlı niş tarzı ürün satışı, yine başarılı başlıkları alıp biraz ‘takla attırarak’ yeniden kurgulamak gibi yeni yollar kullanarak özellikle internetsiz bir dünyayı bilmeyen yeni nesle ürün pazarlamayı amaçlar]
Klasik reklamlar internetsiz dünyayı bilmeyenler için cazip olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle 2000 sonrası yeni nesil çoğu şeye farklı bakıyor. Kendisinin yaşadığı o anları görecek, duyacak, koklayacak, anlayacak ve satın aldıracak bir şey arayışında. An, yeni neslin sözü üstüne kurulabilir. Geçmiş ve geçmişin yaşanmışlıkları, kuralları, pazarlama şekilleri, reklamları ve bakış açıları yeni neslin zaman düzlemi içinde olmadığı için bilinmeyen, merak edilmeyen ve konuşulmayan dış dünyayı ifade ediyor. İç dünyasında ise sosyal medyanın o an karşısına çıkardığı o beğeni kategorileri içinde yaşananlar yer almaktadır. Yazar da burada 2021 itibarıyla dünya nüfusun yüzde 59.5’in internete erişim sağladığını vurgularken, bu yüksek oran, alıcı ve satıcı kitle içinde önemli olduğunu ifade ediyor.
Artık internet salt bir şeyler bakmak, görmek, duymak dışında sosyal etkileşim ile hiç bir zaman akla gelmeyecek şeylerin bile alınıp satıldığı büyük bir saha oldu. Artık internet ve sosyal medya 7/24 yaşanan bir yer oldu. Hatta bir zamanlar bilgisayarlar varken şu an da çoğu kişi bilgisayarın varlığını ve işlevini bile unuttu. Bir telefon ile her şey elinin altındayken daha hızlı olmanın peşinde. Bu doğrultuda sosyal medya üzerinden satışlar da önem kazanıyor. Bir satış ağı kurmak, hızlı organize etmek ve doğru zamanda doğru ürünü alıcı kitleyle buluşturmak da ayrı beceri gerektiriyor. Bilginin anlık akıp gittiği bir ortamda hem zaman yönetimi hem de ürün pazarlamasının eşzamanlı akması da yine ayrı bir uzmanlık gerektiriyor.
Yazar eski ile yeni pazarlama arasında farklara değinirken çarpıcı örnekler de veriyor. Örneğin, eskilerde yeni bir giysi ya da ayakkabı alındığında bunu arkadaşlara göstermek için bir yerlerde buluşulduğunda bu yeni kıyafetler o ortamda konuşma malzemesi olurken artık saniyeler içinde bir yerlere gitmeden bir paylaşımla bu gösterilebiliyor.
Takipçi listesi oluşturmak ya da var olanın kaydedilmesi; farklı sosyal ağların hepsi içinde mi oluşturmak yoksa hedef kitlenin ve takipçilerin olduğu yerde olmak mı daha avantajlı? Bir ürünü satmak mı yoksa dolaylı yoldan o ürünleri satın almaya yöneltmek mi daha kıymetli olur? İçerik pazarlama, topluluk yönetme; kullanıcının olumlu ya da olumsuz yorumları hepsi bir bütün içinde ele alınabildiği takdirde değerli olduğundan bahsediyor. Yazarın da özellikle vurguladığı bazı konular şirketler tarafından dikkate alındığında çok daha iyi şeyler de ortaya çıkabilir.
Yazar, kitapta hayal satmıyor, eylem planı sunuyor. Çeşitli sosyal medya platformlarının nasıl çalıştığını; ister bireysel ister kurumsal olarak buralardan nasıl yararlanacağı hakkında somut örnekler de veriyor. Marka bilinirliği, dolaylı pazarlama, müşteri memnuniyeti üzerinden de yaşanmış olayları da anlatıyor. Burada anlatılanlar hap niyetine kullanılacak bir anda mucizeler ortaya çıkarmayacak. Lakin yanlışlıklar düzeltildiğinde, açık uçlu sorular sorulduğunda ve doğru iletişim kurulduğunda bunların da hiç de mucize şeyler olmadığı da görülebilir.
Satışa dönüştürmedikten sonra çok sayıda takipçinin ne işe yaradığını sorarken, bunları satışa dönüştürme durumunda yanlış yollara sapmadan nasıl hizalanacağını da anlatıyor.
Yazar eğer Türkçe bilseydi ya da yakınlarından biri bilseydi mutlaka şunu ona söylerlerdi. Mevlana’nın meşhur bir sözü var: “Dün dünde kaldı cancağızım, artık yeni şeyler söylemek lazım”. İşte bu söz kitabın önsözüne yakışacak ve bam teline basacak cümledir. Yazar klasik ve teorik eski pazarlama anlayışının dışında farklı şeyler söylüyor. Bu şeyler de yeni bilgi-iletişim çağının sözleridir. Ve yine bununla ilgili olarak eski bir reklam filmi de aklıma geldi ve ne diyordu orada: “Atın atın eski çoraplarınızı atın. Jill Türkiye’ye geliyor”. Yazar da burada bence eski bilgilerinizi atın demek istiyor. Facebook, Twitter, Instagram, Youtube, Tiktok vb. için bilgiler veriyor. Ayrıca Influencer adı altında firmaların ürünlerini tanıtan kişiler ne kadar fayda sağlıyor? Yazar bununla ilgili de çok güzel bilgiler veriyor.
Yazar burada pazarlama, tanıtım, reklam, ürün, sosyal medya, şirketler diyor ama özünde “insan odaklı” bir yaklaşımı ifade ediyor. Lakin bir satıcının birinci önceliği karşısındaki kişiyle empati kurması, onu dinlemesi ve ona uygun çözüm sunmasıdır. O yüzden de yazar, kitabın alt başlığında “markanızı insancıllaştırmak” diyerek önemli bir yere vurgu yapıyor. Teknoloji bir yere kadar. En yüksek bütçeye sahip bir şirket, en ileri teknolojiye de sahip olsa, eğer karşısındakine dokunamıyorsa işte burada bir sorun var demektir.
Çok sayıda alıntı ekledim ve daha onlarcası da kitabın içinde. Sosyal medya için epey faydalı bilgi içermektedir.
Anlatım oldukça sade. O yüzden okurken “ne anlatıyor” diye bir şey sormazsınız. Kısa ve öz olarak söylenmesi gerekenleri ifade ediyor. Bu kitabı reklam, halkla ilişkiler, gazeteciler, sosyal medyayı ticari amaçla kullananlar, hem küçük hem de büyük şirket yöneticileri ve ilgili birimlerde çalışanlara tavsiye ediyorum.
Ezcümle: 3 -4 Nisan 2026 tarihleri arasında okudum. Bu yazı ise 1000Kitap sitesine 19 Haziran 2026 tarihinde eklendi. Beğenerek, faydalanarak okudum, tavsiye ediyorum.